Liberal Kapitalizm, herkese cennet vaat eden Komünizm'i yıkıp geçmişti ama o yıkıp geçiş aynı zamanda kendi sonununun da başlangıcı olmuştu...
Yaşı elliyi bulmuş her işadamı, 24 Ocak 1980 kararlarını çok iyi hatırlayacaktır... Sanırım, o kararların neden ve hangi şartlarda alındığının daha o gün farkında olanların sayısı da çok fazladır... Ve en önemlisi... 12 Eylül 1980 askeri operasyonunun aslında anarşiyi önlemek değil, yenidünya düzenine ayak uydurabilmek için yapıldığını da o süreçte değilse de ilerleyen yıllarda anlamışlardır... Türkiye, 1980'e gelindiğinde tıkanmıştı... Kapalı ekonomi, sabit kur sistemi ve Tük Parasının Kıymetini Koruma Kanunu gibi kanunlar, hızla küreselleşen ekonomide Türkiye'nin önündeki en büyük engellerdi... Ve işçi sendikaları... İşçi sendikaları demokratik hak ve özgürlükleri istismar ediyorlar; işverene kan vermeye değil, aksine işverenin kanını emmeye çalışıyorlardı... Ama mademki eksik gedik de olsa demokrasi vardı... Mademki eksik gedik de olsa o demokrasi iktidarları sandıkla getirip, sandıkla götürüyordu... Seçim sandığından çıkmış hiçbir siyasal iktidar, o dönemin sendikacılarını ehlileştiremezdi... Bunu başarabilecek tek güç silahlı kuvvetlerdi... Nitekim anarşi ve cumhurbaşkanlığı seçiminin uzamasını bahane eden askerler, aylık enflasyonun eksilere düştüğü bir Ağustos ayı sonrasında yönetime el koydular... Dikkat!.. Ülke ekonomisini, devirdikleri iktidarın ekonomiden sorumlu (Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Başkanı) bir numaralı kişisi olan Turgut Özal'a tam yetki ile devrettiler... Her ne kadar ön planda olmasa da, dönemin en kuvvetli paşası Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Orgeneral Haydar Saltık, diğer komutanları da (ki bunda yeni nesil işadamlarının da rolü çoktur) artık dünyada "Topluma dayalı kalkınma modelleri"nin iflâs ettiğine... Adının içinde "Sosyal" kelimesi geçen hiçbir ekonomik programın ülke ekonomilerini başarıya götüremeyeceğine... Ve "kendi kendine yeten ekonomi" gibi romantik söylemlerin bir ekonomiyi kurtarmaya yetmeyeceğine ikna etti... Dünya; bireyin öncelik aldığı, devletin ekonomiden elini eteğini çektiği, işçi sendikalarının öyle zırt pırt greve gidemeyecekleri yeni bir ekonomik düzene doğru yol alacaktı... Bu yeni düzende para, emek ve mal-hizmetler sınır tanımayacaklardı... Haliyle, yeni düzen ihracata dayalı ekonomilerin büyüdükleri bir düzen olacaktı... Elbette bu yeni düzende en büyük sıkıntıyı geniş ve yoksul (hatta orta) halk kitleleri çekeceklerdi... Ve o düzen Türkiye'de, bizzat askerlerin yönetiminde yürürlüğe konuldu... Ve şimdi o düzen de tıkandı... Nasrullah Ayan kaç gündür o konuda yazıyor... Ben de 2004'te yayımlanan "Sahte Melekler - Hortumcuzadeler" isimli romanımda yenidünya düzenini anlatıyordum... Her zaman olduğu gibi yine çok sayıda dostumun belli etmedikleri hafif alaylarıyla karşılaştım... Liberal Kapitalizm'in tıkandığını veya tıkanmak üzere olduğunu görüyordum... İhracata dayalı ekonomiler, bilhassa gelişmekte olan ülke halklarını perişan edecekti... Ekonomi büyüyecek ama bunun dar gelirli yoksullara ve orta direğe yansıması bir türlü gerçekleşemeyecekti... Liberal Kapitalizm, herkese cennet vaat eden Komünizm'i yıkıp geçmişti ama o yıkıp geçiş aynı zamanda kendi sonununun da başlangıcı olmuştu... Gerek eskinin güçlü imparatorlukları, gerekse de günümüzün egemen devletlerini ayakta tutacak iki güç vardı: Savaş ve Yağma... Irak'taki yerel savaş, Dünya Liberal Kapitalizminin Kâbe'si olan Amerika'yı kurtarmaya yetmedi... O halde?.. Genel savaş gerekiyordu... Genel savaş kararını ise dünyanın hiçbir demokratik ülke yönetimleri kolay veremezlerdi... Eğer Amerika'da Obama başkan seçilirse, ben bunu Gorbaçov'un, Komünist Rusya'da başkanlığa getirilişinin ters versiyonu olarak göreceğimi uzun zaman önce belirtmiştim... Eğer Amerika'da Liberal Kapitalizm'in ancak yeni ve büyük bir genel savaşla kurtulacağına inananlar iktidar olurlarsa hepimizi büyük bir felâketin beklediğini söylemek kehanet sayılmamalı... Eğer Amerikan seçimlerini Obama kazanırsa bu felâketin daha hızlanacağını söylemek gerçekçiliktir... Eğer Amerika'da seçimleri Bayan Clinton kazanırsa, dünyada yeni bir Keynesyen dönemle birlikte, yeniden, içinde "Sosyal" kelimesinin yer aldığı ekonomik programlar görmeye başlayacağız... Kim bilir... Belki de bu defa tahminimden çok temennilerimi de yazmış olabilirim... Çünkü aksi, içinde "Sosyal" kelimesi geçmeyen Liberal Kapitalist programlar ancak Faşist bir iktidar yönetiminde uygulamaya konulabilecekler... Öyle ya da böyle... Dünya yeni bir düzene doğru dört nalada değil, ses hızıyla koşuyor... Biz de bu arada inşallah türban yasağını kaldırır, AKP'yi de kapatırsak, bu yarışa kaldığımız yerden devam edeceğiz... İnşallah... Az daha unutuyordum?.. Belki kimileriniz: "Peki bu yeni düzene geçişte de yine askerin rolü olacak mı?" diye sorabilir... Ben de onlara "Güldürmeyin beni" derim, "Hangi düzen değişiminde asker yoktu ki şimdi olmayacak"...
37 yaşındaki eski top model Claudia Schiffer'in , iki çocuk doğurdukdan sonra verdiği çırılçıplak pozlar, Bu yaşta bu kadar güzel vücut olurmu dedirtti...