Doğru haber için smart tercih! Ara: 
   • 2007/2008 Türkiye Süper Lig'i Şampiyonu GALATASARAY    • Yiğidolar intertoto'da kaldı    • Beşiktaş UEFA'da...    • Trabzonspor Fener'i ezdi geçti    • Minibüslere de akbil cihazı geliyor    • Vergi kaçıranlara hapis!    • Leyla Zana için 60 yıl hapis istendi    • Danıştay'dan AB'ye kapatma tepkisi    • YÖK'ten kontejan müjdesi    • Hormonsuz gıda nasıl anlaşılır?
Anasayfam yapFavorilerime ekleRSS
Ana Sayfa|Güncel|Politika|Spor|Ekonomi|Dünya|Teknoloji|Yaşam|Kültür/Sanat|Eğitim|Sinema/TV|Sağlık|Kadın|Video|Yazarlar
 
   Geri
Yazı Boyutu: 
 
Memduh Bayraktaroğlu
TMSF ve batıklar...
08.05.2008
Rahmetli Sakıp Ağa, AKŞAM Gazetesinde yazdığım dönemde bana 'Ağam bir işi telefonda yarısını, yüz yüze tamamını halledersin' demişti. Dünyada işini telefonla bitirecek kadar yetenekli işadamı bulamazsınız."
  TMSF yönetiminden saygıdeğer bir beyefendi ile tamamen tesadüf eseri sohbet etme imkânım oldu..
Az sonra okuyacaklarınızı kayıt etmiş değilim... Not da almadım...
Ancak, sohbet hafızamı bilen ortak dostlarımız, bu yazılanları okuyacak olan saygıdeğer beyefendiye o yeteneğimi anlatırlarsa, sanırım benim için kötü düşünmez...
Yani, önceden planlanmış bir buluşma olduğundan şüphelenmez...
Zaten, sohbetten aklımda kalanların bire bir olması mümkün değil...
Ancak kendisi de okuduğunda anlam değişikliği olmadığını görecektir...
Konuşmamıza "Ellerinden bankaları alınmış eski banka patronlarını çok korkutuyorunuz" diye başladım gülerek...
"Öcü müyüz biz" diye cevap verirken dudaklarına sevimli bir gülüş yerleştirmeyi ihmal etmeyişinden, benim gibi düşünmediğini anlatmak istediği o kadar belliydi ki...
"Şaka yapıyorum ama sanki tek amacınız tahsilât yapmakmış gibi görünüyor. Cavit Çağlar'ın oğlunu evlendirdiği gece özel konutlarına baskın yapmanız yasal olsa bile sizce insani mi?.. Cavit Çağlar diyelim ki suçlu ve her türlü cezayı hak ediyor. Peki, oğlunun müstakbel eşi ve eşinin ailesinin ne suçu var? Tam da kızlarının mürüvetlerini görecekleri gece....." dedim.
Aramızda az sonra okuyacağınız konuşma geçti...
"Kesinlikle öyle bir şey olmadı. Cavit Bey nezaket gösterdi, üyelerimizi de o mutlu gecesine davet etti. Ortak kararımız gitmemek yolunda çıktı, hem de sayın başkanımız bizleri serbest bıraktığı halde.. 'Ben gidemem ama dileyen gidebilir' dedi. Ama biz gitmememizin daha doğru olacağına karar verdik."
"Peki, bir şey sorayım. Bunu bir eski gazeteci olarak değil (dostlarımızdan biri araya girdi ve smarthaber'i ima ederek halen gazetecilik yaptığımı hatırlattı, gülüştük) tamamen sizi yeni tanımış biri olarak soracağım."
"Buyurun sorun."
"Estağfurullah... Kimisi onlara batık diyor. Kimisi hortumcu. Ben ise o sıfatları yakıştıranları ayıplıyorum. İçlerinde belki gerçekten de amacını aşan işler yapanlar çıkmış olabilir ama el konulduklarında nihayet hepsinin birer ekonomik değeri vardı. İşte Sabah grubu 1,1 milyar dolardan satıldı. Dinç Bilgin'in Etibank'tan çektiği iddia edilen para ise sadece 200 milyon Dolar. Demek ki çekilen paraların karşılıkları fazlasıyla varmış... Uzan grubu enerji şirketleri hariç anaparayı telefon, çimento ve medya grubu satışından elde edilen paralarla ödediler. Karamehmet deseniz Yapıkredi'nin satışı ve diğer bazı hisse satışlarıyla borcun tamamını ödedi. Sümerbank için Garipoğlu kitap yazdı. Kitapta, bankaya el konulduğu günkü bilânço var. Bilançodan biraz anlayan herkes artık biliyor ki o aktiflere sahip bir bankaya el konulmaz......"
"Garipoğlu'nun yazdığı kitabı ben de okudum ama siz bir şeyi atlıyorsunuz. Sözünü ettiğiniz bankalara bizim yönetimimiz el koymadı. Biz bankaları elimizde bulduk şimdi açıklarını kapatmaya çalışıyoruz."
"Ben de siz el koydunuz demiyorum ki, durum tespiti yapıyorum. Sümerbank'a el konulduğunda aktifinde 1.5 milyar likid varlık var. Devlet tahvili, nakit vesaire.... Disponibilitesi var, munzam karşılığı var. Varoğlu var ama dinleyen yok. Neden? Çünkü el koyma tamamen kasıtlı... Bankanın yükümlülükleri aklımda kaldığı kadarıyla 1 milyar dolar falan....."
"Hatırlamıyorum ama Danıştay kararı da orada duruyor yani....."
"Ben bilançoyu hatırlıyorum... Hem bazılarının Danıştay'dan el koymanın kanunsuz olduğuna dair aldıkları Danıştay kararlarını nasıl aldıklarını da hatırlıyorum......."
"Memduh Bey, bu söylediklerinizin hiçbirinin kurumla ilgisi yok..."
"Neyse efendim ben de var demiyorum zaten. Mevcut kurum yönetiminin o konuda günahı olmadığını ve iyi niyetli davrandığını bildiğim için zaten bunları söylüyorum. Hem benim amacım onu bunu savunmak değil ama şunun için söylüyorum. Sürekli o bankaları elinizde bulduğunuzu söylüyorsunuz. O halde rahat bırakın adamları da iş yapsınlar. Birkaçı hariç hiçbiri yurt dışına çıkamıyor. Ne yapacak bu adamlar?. Zaten zamanında büyümüşlerse küresel ekonomiyle içli dışlı oldukları için büyümüşler. Şimdi siz bu adamlara oturun oturduğunuz yerde derseniz olmuyor... Adam dışarıdan finansman ortağı bulacak, elindeki tek imkân telefon... Yatırımcı ortak bulacak yine aynı şey. Rahmetli Sakıp Ağa, AKŞAM Gazetesinde yazdığım dönemde bana 'Ağam bir işi telefonda yarısını, yüz yüze tamamını halledersin' demişti. Dünyada işini telefonla bitirecek kadar yetenekli işadamı bulamazsınız."
"Bizim kimse için yurtdışı çıkış yasağı koyma yetkimiz yok."
"Tamam efendim yok ama isteseniz kurum olarak yapacağınız bazı açıklamalar ve hatta bazı önermelerle o yurt dışı çıkış yasaklarını kaldırtabilirsiniz."
"Memduh Bey hepsi için aynı şeyi söyleyemeyiz. El konulduklarında öyleleri varmış ki (beyefendi TMSF üyesi olduğunda bankalara çoktan el konulmuştu) içlerinde ne kurumsal varlık değerleri, ne de patronajın varlık değerleri vatadaşın mevduatlarını ödemeye yetmezdi......"
"İyi ama onlar kaç tane idi?.."
"Şu kadardı demem mümkün değil hem lütfen inanın ki hiç kimse 'yoğurdum ekşi" demiyor. Bütün banka sahipleri günahsız olduklarını söylüyorlar."
"Canım ben de o adamları cami avlusundan toplayıp getirdiklerini söylemiyorum. Mutlaka bazı günahları da vardır."
"Memduh Bey bizim kurum hiçkimseye günahkâr gözüyle bakmaz. Bize ne elin günahından?. Bizi ilgilendiren bankalarına el konulmuş olmaları. Kamu yararı olmasaydı o bankalara el konulmazdı."
"Neyse. Kusura bakmayın sanki sizi suçluyormuş gibi mi konuştum bilmiyorum ama bu konuda arkadaşlarım çok hassas olduğumu bilirler. Bence yazık oldu birçoğuna. Sıradan Denizbank 3 milyar dolara gitti. Keza Finansbank 6 milyar dolar etti. Oyakbank 3.5 milyar dolara satıldı. Oysa Oyakbank, el konulan bankaları satın alırken para vermediği gibi bir de üste para aldı neredeyse...
"Ben işin o kısmını bilemem......"
"Peki ya Halis Toprak olayı?.."
"Ne var Halis Toprak olayında?."
"Libadiye'deki eski helikopter alanı arsası..."
"Gayet iyi fiyata gitti...."
"Tamam işte... 15 milyon dolara aldığı arazi imar çıkınca 475 milyon dolara satıldı..."
"Memduh Bey bunun kurumumuzla ne ilgisi var? Biz alacağımızı tahsil etmeye bakarız...."
"Yani orada sizin dahliniz var demek istemem ama hükümetin ve elbette İstanbul Büyük Şehir belediyesinin imar falan hani...."
"Bizi ne ilgilendirir?.. Bizim imar çıkartacak gücümüz yok. Hem sayın Başbakan veya arkadaşlarından birinin sayın Topbaş'a o konuda ricacı olacaklarını sanmam..."
"Tamamen tesadüf veya Toprağın şansı yani öyle mi?"
"Halis Toprak'ın o arsayı kaça aldığını ben bilemem. İmar çıkarken hangi kriterlerin göz önüne alındığını da bilemem. Araştırmak ta işime gelmez. Zaten bizi de ilgilendirmez. Biz kamunun alacağını tahsil ediyoruz diye seviniriz sadece..."
"Peki diğer banka patronlarından tahsilâtı daha kolay yapabilmeniz için onlara da destek verseniz olmaz mı?"
"Köstek mi oluyormuşuz?"
"Onu söylemek istemedim ama medyadan takip edebildiğim kadarıyla sanki tek amacınız tahsilât yapmakmış gibi geliyor. Adamları ayakta tutmaya çalışmaktansa yatırıp canlarını alacakmış gibisiniz."
"Öyle bir amacımız olsaydı Sabah, atv satışında o kadar titiz davranmazdık."
"5020 sayılı kanunu hangi hukukçuya sorsam acı acı gülüyor dünyada eşinin olmadığını söylüyor ne dersiniz?"
"........"
"Rahmetli dedeciğimden çocukluğumda duymuştum. Bir icra üç yangın gibi bir şeyler söylerdi. Şimdi o eski banka patronlarının neredeyse donlarına kadar haciz uygulanmış. Yeni bir yatırım yapmaya kalksalar hemen el konuluyor. İyi de beyefendi, o arkadaşların eski yatırımları zaten sizin tarafınızdan bağlanmış, kilitlenmiş yani. O tür şirketlerle kimse kredili iş yapmaz. Kimse kredili mal vermez. Dünyanın en güçlü şirketleri bile kendi öz kaynaklarıyla başarılı olamaz. Nitekim Ahmet Çalık Bey eğer iki kamu bankası ve bir de Katarlı şirket tarafından kredilendirilmese Sabah, atv'yi alamaz, teminatı bile yanardı. Doğru mu?"
"Doğru."
"Doğruysa el konulan şirketlerini neden eski patronların yönetimine bırakmıyorsunuz? Üzerinde icra bulunan bir şirket değerinde satılabilir mi?"
"Ne kadar doğru bilemem ama dosyalarında her biri için sayısız ihbar var..."
"Ne ihbarı?..."
"Yurtdışına para kaçırdıklarına dair..."
"Sonuç ne oluyor?.. İhbarları mutlaka araştırıyorsunuz... Sonuç çıkıyor mu?.."
"Bazılarından çıkıyor..."
"Mesela?.."
".........."
"Diyelim ki onların bazıları para kaçırmışlar... Keşke doğru olsa çünkü eğer gerçekten paraları varsa, gelirler ülkelerinde akıllı yeni yatırımlar yaparlar veya mevcut yatırımlarını yenilerler falan... Siz de o zaman daha kolay yaparsınız tahsilâtınızı... Düşünüyorum da... Bakkal dükkânına haciz koyan alacaklı kasada oturuyor... Allah aşkınıza o bakkaldan kim alışveriş eder?.. Diyelim ki etti?.. Üç gün beş gün... Sonra çeşit krılır kimse gelmez,. Elde kalan mallar bedava... Yani olacak şey mi beyefendi yaaa..."
"Biz kimseye yeni yatırım yapma demiyoruz ki"
"Demiyorsunuz ama yapmaya kalkarsa el koymanız için 5020 sayılı kanun emrediyor... Hem diyelim ki adam el konulan bir sanayi tesisine yatırım yaptı... Ne olacak?.. Tek başına yatırım neye yarar?.. Hammaddeyi nasıl alacak?. Peşin parayla... İşçiliği verecek peşin parayla.. Enerji ödeyecek peşin parayla... KOÇ bile bunu başaramaz... "
"Siz de maşallah yani gazeteci gibi değil de bankacıymış gibi konuşuyorsunuz..."
Başından beri bizi dikkatle dinleyen ortak dostumuz gülerek araya girdi:
"Kendisi de genç yaşında damdan düşenlerdendir de o yüzden bu kadar hassas..."
"Belli... Neyse bunları burada çözemeyiz tabii ama samimiyetli söyleyeyim ki birçok konuda sizin gibi düşünüyoruz?"
"Başkan da mı?"
"Evet. Başkanımızı tanısanız çok seversiniz. Hiçbir zaman amacı bağcı dövmek olmadı, Biz üzüm yemek istiyoruz. Biz vatandaş adına devletin ödediği paranın peşindeyiz. Keşke biran önce paramızı alsak da hem o işadamları hem de biz rahatlasak"
"O halde adamları sıkacağınıza rahat bırakın. O noktaya çıkmış hiçbir işadamı bu saatten sonra alıp da kaçan olmaz. Aksine itibarını temizlemek için var gücüyle çalışır. Hem kendini kurtarır hem de kamu alacağını alır."
"Gücünüz varsa medyadaki arkadaşlarınıza da söyleyin sizin gibi düşündüklerini yazsınlar."
"İnanırlarsa zaten yazarlar ama ben kalkıp da hiçbirine yahu arkadaş neden bunu bunu yazmıyorsunuz demem. Dersem zaten içlerinde samimi olduğum üç beş kişi var, onları da kaybederim..."
Ve yeniden buluşmak üzere konuyu orada kapattık. Biraz futbol, biraz siyaset ve çokça da Türk ekonomisinin geleceğini konuştuk.
Kapitalizm'in sıkıştığına yönelik tespitlerime istisnasız katıldılar...
Masadan kalkarken hafif çakırkeyif bir de slogan attım, çevre masalardan da gülüştüler...
Ne mi dedim:
"Yaşasın Liberal Sosyal Demokrasi... Bütün Dünya işverenleri, sosyal adalet ve daha çok üretim için birleşin..."
 
 
 Yorum Yazın      Tüm Yorumlar    
 Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan olmak için tıklayın!
 Yazdır      Arkadaşına Gönder    
 Yazara ait kategoriler
 » Umuda doğru...
 Yazarın diğer yazıları
 » Bilimsel zekâ mı?.. Dinsel zekâ mı?..
 » Tüm annelere...
 » Üçüncü Dünya Savaşı...
 » Liberal Sosyal Demokrasi...
 » Kim iktidar olacak?..
 » Asıl Felâket...
 » Başbakan'a mektup...
 » İşte Galatasaraylılık bu...
 » Türkiye'de kadının geleceği...
 » AKP, kötü gidişe bahane aramasın...
 
  HABERLER
  Operasyonlar devam edecek!
Başbakan Erdoğan, "terörist silah bırakmadıktan sonra güvenlik güçlerinin her ne olursa olsun operas...
12.05.2008 01:06:25
 
   ŞEHİT ANNELERİNE MİNNETLERİMİ SUNUYORUM"  
   Hiç içmeseniz daha iyi  
   Ehhh... Nihayet sıcaklıklar artacak  
   Massa hatt-trick yaptı  
   "Taraf " Gazetesi mi? "Yalan Makinesi mi?  
   F 16'lar Terör TV (Roj)'yi vurdu...  
   Ulvi anaları kavga ettirmeyin  
   2007/2008 Türkiye Süper Lig'i Şampiyonu GALATASARAY  
   Minibüslere de akbil cihazı geliyor  
  VİDEO
  Bu gün anneler günü
  Henüz doğmamış bir bebeğin anne karnındaki hareketlerini izlediniz mi?
11.05.2008 22:19:58
 
   Arap usulü ata binme :)))  
   Fok adam!  
   Canlı yayını köpek bitirdi:))  
   Rus kızların erkek öpme yarışı  
   Yılanla tarantulanın inanılmaz savaşı  
   Pinpon topuyla tam isabet!  
   Kolombiyalı vekil mecliste konuşurken öldü  
   ANKET
YouTube Yasaklanmalı mı?
 
Hayır
Evet
Fikrim Yok
Sonuçlar
Tüm Anketler
 Galeri
Şampiyonluğun Fotoromanı
Sonraki >
< Önceki
Şampiyonluğun Fotoromanı
Galatasaray, Ali Sami Yen'de taraftarının önünde futbol resitali sunarken, maçın görüntüleri karelere böyle yansıdı.
Ana Sayfa | Güncel | Politika | Spor | Ekonomi | Dünya | Teknoloji | Yaşam | Kültür/Sanat | Eğitim | Sinema/TV | Sağlık | Kadın | Video | Galeri | Yazarlar | Net Çizgi | Oyunlar | Üyelik | RSS | Künye | Reklam | İletişim

Doğru haber için smart tercih!

Copyright © 2006-2007 smarthaber.com. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.