| |
Dünya büyük bir savaşa sürükleniyor... Bu artık kesin gibi... Nihayet, Rusya'da devlet başkanlığı töreninin bir tür gözdağına dönüşmesi de bunun işareti sanki... Oysa ben artık büyük devletlerin katıldıkları, birbirleriyle savaştıkları bir sürecin asla yaşanmayacağı kanısındaydım... Son günlerde yanılmak üzere olduğumu düşünmeye başladım... Elbette bu makalede yazacaklarım bir şey değiştirmeyecek... Sınırlı sayıda değerli okurum belki ekrandan başlarını kaldırdıktan sonra, "Çok yazık, çok fena" diyecekler o kadar... Bundan önce de bu konuda çok yazdım ama kimsenin umurunda bile olmadı?.. Ne olabilirdi ki zaten?.. Her dediğim dikkate alınacak diye bekleyemem... Yazarım, arşive girer, yeterlidir... Değerli dostlar... Dünyada, büyük devletlerin birbirleriyle savaşmadan yaşadıkları en uzun süre 43 yıldır (1871 - 1914)... Biliyorsunuz; Prusya ile Fransa arasındaki savaş 1871 senesinde sona erdi... 1914 ise Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı yıl... Birinci Dünya Savaşı'nın bitişi ile İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması arasında geçen süre ise sadece 21 senedir (1918-1939)... İkinci Büyük Savaş 15 Ağustos 1945'de sona ermişti... 2008 yılının Mayıs ayında olduğumuza göre üzerinden 62 yıl 9 ay geçmiş... Bu, dünya savaş tarihi için bir rekordur... "Dünyada savaş olmayan sene mi var?" diye soranlarınız olabilir... Ben, "Büyük Güçlerin Savaşı"ndan söz ediyorum... İçinde; ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya'nın bulunduğu savaştan... Şimdilik (inşallah bundan sonra da olmaz) bu büyük güçler birbirleriyle savaşmadılar... Gerçi 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemde, Amerika; Kore, Vietnam ve Irak'ta, Sovyetler; Afganistan'da, Fransa; Cezayir ve Vietnam'da, Çin; Vietnam'da savaştılar ama bu savaşlarda bu büyük güçlerin silâhlı kuvvetleri karşı karşıya gelmediler... Silâhlarını savaştırdılar sadece... Bazen de (Kore'de ve Vietnam'da olduğu gibi) birer küçük birlikle harbe katıldılar... Ve her büyük savaş dünyada mevcut ekonomik düzenden, bir başka ekonomik sisteme geçişin sebebi oldu... Dünyanın egemen güçleri (ekonomik), 63 yıldır ara verdikleri büyük savaşı başlatmak için hazırlık yapmaya başladıklarına ilişkin işaretler veriyorlar çünkü Kapitalizm tıkandı, çıkış arıyor... Bu güne kadar hiçbir egemen güç, savaştığı (işgal etmeye kalkıştığı) küçük devlete karşı zafer kazanamadı... Amerika Kore'de kazanmış sayılmaz... Çünkü Kore'yi bir bütün olarak tutmayı başaramadı, bir yanda Kapatilist Kore yer alırken, diğer yanda Komünist Kore halen varlığını sürdürüyor... Vietnam'da rezil oldu... Irak'ta ise Bush bile "Başarılı olduk" diyemiyor... Sovyetler, Afganistan'da kaybettiler... Fransa, Cezayir ve Vietnam'dan kaçacak delik aradı... Keza Çin de Vietnam'da yitirdi... Demek ki, egemen güçlerin, silahlı operasyonları, küçük ülkelere karşı savaş kazanmaya yetmiyor(!)... Ama bu savaşlar bir şey sağlıyor: Silâh Sanayinin ayakta kalmasını... Dikkat edin... Dünyanın halen en büyük zenginleri silâh işi yapan şirketler... Gerçi son birkaç yıldır enerji devleri ve bilişimciler, silâh sanayicilerinin koltuklarına oturmuş gibi görünüyorlar ama sayıları kaç?.. Ya da toplam pazarları kaç Dolar?.. Bir de Suudi Arabistan, Libya, İran gibi petrol üreticisi ülkelerin gelirlerinin daha çok hangi sektörlere gittiğini hatırlayın... Silah sektörü mü?... Bildiniz... Ve o milyarlarca Dolar yutan silâhlar sadece anlık muharebe kazanmaya yetiyor ama topyekûn savaşı kazandıramıyor... Terör konusunda bile öyle değil mi?.. Dağları bombalıyor, yüzlerce terörist öldürüyoruz ama birkaç gün sonra, ülkemiz topraklarında terör şehitleri vermekten de geri kalmıyoruz... Gidin sorun; hemen tüm gelişmekte ve kaynak zengini olan ülke yöneticileri hep aynı şeyi söyleyeceklerdir: "Silahlanma, kaynaklarımızı tükettiği için halkımızın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyoruz..." Bizi örnek alın... 24 yılda terörle mücadelede harcadığımız para 300 milyar Dolar... Koyun o 300 milyar Doları hazinemize... Koyun o 300 milyar Doları harcadığımızdan dolayı maruz kaldığımız yüksek faiz ödemelerini de hazineye... Yaklaşık 500 milyar Dolar gibi bir milli servetle karşılaşacaksınız... Kişi başına istihdam maliyetinin 50 bin Dolar olduğunu hatırlarsanız, alın size 10 milyon kişilik istihdam paketi... Oysa biz şu anda resmi 5 milyon işsizi ile dünyanın en büyük işsizlik sorunu yaşayan ülkelerinin başında geliyoruz... Ve işin fenası... Muhtemel bir büyük savaşa gücümüz asla yetmez, yetmeyecektir... Peki biz neden silahlanıyor, niye terörle mücadele adını verdiğimiz savaşı sadece silâhla yapıyoruz?... Cevabı o kadar belli ki... Belli de, yüksek sesle yanıtlayan sayısı çok az... O çok az sayıdaki cesur (veya aptal) da işte benim gibi sadece kendilerine ait sitelerde yazabilme imkânı buluyorlar... Yine de devam....
Sakalım yok ki...
1994 yılında, Günaydın Gazetesi'nde çiçeği burnunda bir köşe yazarıyken, makalelerimden birine şöyle bir başlık atmıştım: "Adam Simth, Karl Marks ve Keynes'i kardeş yapalım..." O günlerde SABAH'ta yazan ve aynı gazetenin ekonomi sayfalarını yöneten Necati Doğru, makalemden alıntı yapmış, "Ne dersiniz? Acaba bunu tartışsak mı?" diye sormuştu... Aradan 14 yıl geçti... O gün Kapitalizm üzerine yazdıklarım ve ortaya attığım yeni "Liberal Sosyal Demokrat Felsefe" bu günlerde tüm dünyada tartışılmaya başlandı... Bunu, kendimi övmek veya pay çıkarmak için söylemiyorum ama o gün yazdıklarımı hatırlatmazsam, yukarıdaki yazdıklarımın da pek bir anlamı kalmaz... Dünya ülkeleri "Liberal Sosyal Demokrasi"ye ya demokratik ortamda geçecekler... Ya da büyük bir savaş ve milyarlarca insan öldükten sonra Kapitalizm kalan halklarla yoluna devam edecek... Hangi ihtimal daha kuvvetli?.. Birinci olasılığı temenni ederim ama korkarım ikinci senaryo sahnelenecek... Çünkü, dünya gıda üretimi ve enerji kaynakları 6.5 milyar insana yetmiyor... Rakamın bir kerede 4 veya 5 milyar kişiye düşürülmesi zorunluymuş gibi görünüyor... Felâket tellallığı yapmak istemem ama henüz altmışa üç basamak kala ben bile, dünyada sınırların yeniden çizildiğini göreceğime inanmaya başladım...
|