Ayaktakımı da haddini bilecek, ne o yürüyüş mürüyüş... Seçim zamanı kömürünü, erzakını alıp dizini kırıp oturacak..
Bugün televizyonda o görüntüleri izlerken hiç utanmadım... Gurur duydum tam tersine.. Çünkü televizyonda ülkemin polisleri, ülkemin insanlarını dövüyordu ve doğrusunu isterseniz çok iyi dövüyordu.. Yerde yaralı kadına çok güzel tekme atıyordu... Şişli Etfal'deki görüntüler ise çok gurur vericiydi... Hastaneye kaçan halkı oradan çıkarmak için "hasta, hastabakıcı, doktor, ziyaretçi" demeden tümüne birden gaz sıkıyordu aslan polisleri memleketimin... DİSK binasında bulunan ve yürüyüş gibi korkunç bir eyleme hazırlanan işçileri, milletvekillerini, sendika liderlerini, Avrupa'dan gelen misafirleri sularken, hele kırmızı boyayla bir ressam inceliğinde boyarken, içeriye güzelim bombaları atarken koltuklarım kabardı.. "İşte bu kadar lan" dedim kendi kendime... Avrupalılar da gördü ülkemin Başbakanının, kabinesinin, valisinin, emniyet müdüründen en küçük rütbelisine kadar polisimin gücünü,.. "Memleketimin devletinin ne kadar güçlü olduğunu, ırkımızın atalarından gelme gücünü hala koruduğunu gösterdi küffara" diye düşündüm... Mevcut %47 lik iktidarın demokrat anlayışı sadece kendi taraftarları ve türban içinmiş diye yorum yapanlara kahkahalarla güldüm.. "Hast... lan , üçbeş çapulcu ayaktakımına da mı demokrasi verecekti demokrat devlet ve aslan gibi %47 oy almış bir iktidar " dedim, kasıklarımı tutarken... "Hem Yargıtay başsavcısı da anlamıştır hatasını, hem de Anayasa Mahkemesi" diye düşündüm. "Devlet geleneğini böylesine sürdüren bir partiyi artık kapatmazlar.. İki kere düşünürler" diye sevindim.. "Ülkemde istikrar artık devam edecek ne güzel" deyip keyiflendim... Sigara yakıp viskimden bir yudum alacaktım ki kızım uyardı: " Baba sen onları bıraktın ya " diyerek... Biraz kızdım ona ama keyfimi bozamadı... Akşam 68 Kuşağının 40. yılını tartışıyordu Siyaset Meydanı'nda koca koca adamlar.. En çok onlara güldüm.. Adamlar bu günkü polisin tavrının 40 yıldır gördüklerinin en şiddetlisi olduğunu söylüyorlardı.. E ne olacaktı, karanfil mi verecekti aslanlar "yürüme"ye kalkan provokatörlere... Dinci televizyonlar çok iyi savundular yapılan müdahaleyi doğrusu.. Onları takdirle izledim... Hak-İş'in Tandoğan'daki mitingi çok güzeldi.. Herkes onlar gibi yapamaz mıydı sanki?... Güle oynaya hükümetin gösterdiği yerde kutladılar.. Diğer işçi sendikalarını yerden yere vurdular.. Gerçi fazla kimse yoktu ama olsun, çok güzeldi... Van'daki kutlamalarda çok duygulandım... Hükümet, işveren, işçi herkes ne güzel, imamla beraber dua ettiler.. Yemek yediler.. Halay çektiler... O görüntüleri defalarca verdi değişik kanallar.. Ben tekrar tekrar görmek için kanal kanal gezdim... Bu gün çok gururlandım devletimle çok... Evvel Allah artık Avrupa Birliği de anlamıştır devletimin kuru gürültüye pabuç bırakmayacağını, eh eşek değiller ya ayaklarını denk alırlar artık... Ayaktakımı da haddini bilecek, ne o yürüyüş mürüyüş... Seçim zamanı kömürünü, erzakını alıp dizini kırıp oturacak.. Yerdeki kadın ne arıyor polisin yolunun üzerinde, polisin ayağı çarpar, onu bilecek... " Evde oturacak, hamur yoğuracak en az 3 çocuk doğuracak "... Sevgili dostlar, esasında utanıyorum, yüreğim yanıyor amma... Bunlara %47 oy verenler ülkemin halkı değil mi?... Uzayda yapılmadı ki seçimler.. Ya da uzaydan gelenler oy vermedi ki bunlara... Dilim varmıyor söylemeye ama " acaba layık olduklarımız tarafından mı yönetiliyoruz " diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Siz utananlardan mısınız ?
37 yaşındaki eski top model Claudia Schiffer'in , iki çocuk doğurdukdan sonra verdiği çırılçıplak pozlar, Bu yaşta bu kadar güzel vücut olurmu dedirtti...