Küreselleşme adı altında gelişmekte olan yeni sisteme eski usul " Amerikan Emperyalizmi " sloganlarıyla saldırmak en basit tarifiyle geçmişte kalmak olacaktır.
Yazılarımın yayımlanmaya başlamasıyla birlikte, birkaç iltifattan sonra gelen tepkilerden anlıyorum ki okurlar benim biraz da ekonomiyle ilgili yazmamı bekliyorlar. "Müşteri velinimetimizdir" şiarıyla bugünden itibaren birkaç gün devam ettirmeyi düşündüıüm "Yeni Dünya Ekonomik Düzeni"ni yazmaya başlıyorum... Herkes şaşkın... Berlin Duvarı'nın yıkılmasiyla başlayan bir süreç, Irak'ın işgaliyle yeni bir dönemeç aldı... Bugün herkesin merak ettiği Ortadoğu'da bağımsız son kale "İran" a olası bir müdahaleden sonra neler olacağı... (İran'daki rejim taraftarı olduğumuz düşünülmesin, "son bağımsız kale" olduğu saptaması realitenin gereğidir) Hemen Irak'ın işgalinden önce 87 sent olan Euro'nun (Avro demeyi sevmiyorum) 1,60 lara kadar gitmesi tek başına izah edilebilirdi.. Ama aynı anda 120 dolara yukselen Petrolü, 1000 dolara yükselen altını, 2000 dolara yükselen platini bugünlerde ise fiyatları kuduran gıda maddelerini taker taker izah etmek yerine toplu bir izahat gerekmektedir. Yaklaşan Amerikan seçimlerinde ibre uzun zamandır Demokratları gosterse de artık kimse o kadar emin değildir.. Hastalığın adını koyalım.. "Yeni Dünya Düzeni" soylemi Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla gündeme gelmiştir. Yani " Yeni üunya Düzeni " denmiş, isim konmuş ama bunun nemenem birşey olduğu açıklığa kavuşmamıştır. Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla " ikili siyasal ve ekonomik yapı " tarihe gömülmüştür. Genel kabul görmüş adıyla Komünist sistem (ben bu tarife şiddetle karşı çıkmaktayım. Bana göre Eski Rusya ve çevresindeki rejim Proletarya diktatoryasından çok Bürokrasi hegomonyası adını hakketmedir..) Berlin Duvarı'yla yıkıldığı gün klasik Kapitalist sistemi de beraberinde yıkmıştır. Eğer bu tezimiz anlaşılabilirse ve tabii -eğer- doğruysa bugünü anlamak kolaylaşacaktır. Soros fonlarının Gürcistan'da, Kırgızistan'da, Türkiye'de ve daha onlarca ülkede ne aradığını anlamak kolaylaşacaktır. Anlaşalim... Küreselleşme adı altında gelişmekte olan yeni sisteme eski usul " Amerikan Emperyalizmi " sloganlarıyla saldırmak en basit tarifiyle geçmişte kalmak olacaktır. "Milli güçler" ve "uluslararası güçler" savaşı alabildiğine yoğun ve - şimdilik kansız - ivme kazanmaktadır. Uluslararası güçlerin (tabii ki sermayenin) elinde para gücü vardır.. Milli güçlerin elindeyse " devlet olmanın gücü " vardır. Türkiye'nin mevcut gücü bulunduğu jeopolitik yapıdan kaynaklanmaktadır. Ve fakat onun için yedekte tutulmakta , AB ye alınması ertelenmekle beraber tamamen dışarı konulmamaktadır. OPEC gücünü ulusal mantıkla yorumlamak mümkün değildir. Tam bu dönemde Tayland'ın Uzakdoğu ülkeleriyle birlikte " Pirinç Karteli " oluşturma yönünde çalışmalar başlattığını okuyoruz.. Herkes, her türlü silahıni kuşandı.. Bu dönemde "küreselleşme" çığlıkları atan "uluslararası finans kapital"e " ulusal yapı "lar ; " en iyisi biziz " yarışına girecekler. Rakamlar ondan çok büyüyor.. 1990 dünyasındakı rakamlarla , bugünü karşılaştırmak mümkün mü? ... Binilen gemide herkes birbirine muhtaç.. Amerika olmadan Çin yaşayamaz, Çin elde ettiği döviz girdilerini Amerika'ya borç vermezse olmaz... Rusya hayal bile edemeyeceği gelirleri elde ediyor, Petrol ve doğalgazla... Ortadoğu'da bir hengamedir gidiyor... Yeni bir dünya kurulmaktadır.. Mevcut ekonomik düzenin adi konulmamıştır... Adı konmamış bir savaşın sonunda çıkacaktır. Ve tabii ki bu yeni ekonomik duzenin de yeni bir siyasi düzeni olacaktır. Birkaç gün bu konuda yazmaya devam edeceğim...
37 yaşındaki eski top model Claudia Schiffer'in , iki çocuk doğurdukdan sonra verdiği çırılçıplak pozlar, Bu yaşta bu kadar güzel vücut olurmu dedirtti...